Çevre Dostu Projesi
Çevre Dostu Projesi
Projenin Hayata Geçiş Gerekçesi
Ülkemizin ekonomik olarak gelişmesi ve artan refah seviyesinin sonucu olarak enerji sektörünün her alanında hızlı bir talep artışı olmaktadır. Türkiye, gelişmekte olan ülkeler içerisinde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülkelerden biri konumundadır. Önümüzdeki 10 yılda da enerji talebinin iki katına çıkması beklenmektedir.
Ülke olarak enerji talebimizi karşılamak için;
-     Sınırlı olan doğal kaynaklarımızı rasyonel bir şekilde kullanmaya,
-     Yeni teknolojilerle enerji üretimini çeşitlendirmeye ve mevcut teknolojilerin verimliliğini arttırmaya,
-     Alternatif enerji kaynaklarını değerlendirmeye yönelik politika ve stratejilerin uygulanmasına büyük önem veriyoruz.
Ayrıca, enerji ithalatımızın azaltılması noktasında toplumda enerji verimliliği bilincinin yerleştirilmesi ve geliştirilmesi de ayrı bir önem taşıyor.
Enerji verimliliği, üretimdeki miktar ve kaliteyi düşürmeden, ekonomik kalkınmayı ve sosyal refahı engellemeden tüketilen enerji miktarının en aza düşürülmesidir. Var olan enerji kaynaklarının etkin kullanılması, çevreye duyarlı enerji tedarik sistemlerinin geliştirilmesi ve üretilen enerjinin verimli olarak tüketilmesi, yeni nesillere bırakacağımız dünyanın kalitesini etkileyen en önemli faktörlerdir.
Hem enerji üretiminde doğa dostu teknolojilerin geliştirilip yaygınlaştırılması, hem de üretilen enerjinin nihai tüketicilerce verimli kullanılması enerji üretim ve tüketiminden kaynaklanan ve şu an dünyadaki karbon salınımının %80’ine denk gelen, sera gazı etkisinin azaltılmasını sağlayacak en önemli adımdır.
Enerjide olduğu gibi, nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacımız da her geçen gün artmaktadır.Dünyada kişi başına su tüketimi yılda ortalama 800 m3 civarındadır. Dünya nüfusunun yaklaşık % 20'sine karşılık gelen 1,4 milyar insan yeterli içme suyundan mahrum olup, 2,3 milyar kişi sağlıklı suya hasrettir.
Yeryüzünde her yıl çoğunluğu çocuk olmak üzere 2 milyon insan uygunsuz su kullanımı ve kötü hijyenik şartlar neticesinde ortaya çıkan bağırsak enfeksiyonlarından hayatını kaybetmektedir. Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000 - 10.000 m3 arasında olmalıdır ve Türkiye su zengini bir ülke değildir. Türkiye'de kişi başına düşen yıllık su miktarı 1.430 m3'tür.
Enerji ve su kadar önemli bir diğer konu da hava kalitesinin korunmasıdır. Gerek ısınma, gerek sanayi gerekse ulaşımdan kaynaklanan emisyonlar nedeniyle havamız her geçen gün biraz daha kirlenmektedir.Mümkün olan en az yakıtla en yüksek enerjiyi elde etmek amacıyla gerekli tedbirleri alarak ve uygun yöntemleri kullanarak hava kirliliğine neden olan emisyonları azaltmak mümkündür.
Düzenli bir atık yönetimi ve geri dönüşüm sürdürülebilir bir çevre yönetiminin en önemli bileşenlerinden birini oluşturmaktadır. Sanayileşme ve kentleşmenin etkisiyle birlikte kaynaklar bilinçsizce kullanılmakta ve bu tüketim sonucu atıklar oluşmaktadır. Gittikçe artan oranda karşımıza çıkan atık sorunu; toplumu, aileyi ve bireyi etkilemektedir.
Atıkların çevreye, insan sağlığına fiziksel, kimyasal ve biyolojik nedenlerle zarar verdiği düşünüldüğünde; atık yönetiminin sistemli bir şekilde uygulanması gerekliliği ön plana çıkmaktadır. Düzenli bir atık yönetimi, katı atıkların sadece insan çevresinden uzaklaştırılmasını değil; çevre ve insan sağlığının korunarak geliştirilmesiyle birlikte ekonomik kalkınmaya da katkılar sağlamayı hedeflemelidir.
Atıkların geri dönüştürülmesiyle birlikte hem çevreye olumsuz etkileri azaltılmakta hem de yeniden kullanım yoluyla ekonomiye katkı sağlamaktadır. Geri dönüşümün en önemli aşamasını ise kaynağında ayrıştırma oluşturmaktadır.
Kısacası;
Enerjiyi verimli kullanarak,
Sularımızı koruyarak ve tasarruflu kullanarak,
Düzenli bir atık yönetim sistemi oluşturarak,
Havamızı koruyarak,
 
Hem doğal çevreye katkıda bulunmak, hem de gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir Bolu bırakmak amacıyla «ÇEVRE DOSTU PROJESİ» hayata geçirilmiştir.